Fotoğraf makinesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fotoğraf makinesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Nisan 2013 Perşembe

Duman Fotoğrafı Çekelim

Duman fotoğrafı, soyut çalışmalara güzel bir örnektir. Güzel kareler elde edilebildiği gibi, bu iş için çok pahalı ekipmanlardan oluşan bir düzenek kurmamıza gerek kalmıyor. Bize lazım olacak şeyler:

1) Karanlık bir ortam (epey epey karanlık)
2) Siyah, ışığı geri yansıtmayacak bir fon.
3) Kuvvetli bir ışık kaynağı (iki tane de olabilir) ancak arka fonu aydınlatıp hoş olmayan grimsi bir fona sebebiyet vermemesine dikkat etmemiz lazım. Bunu da ışıkların açılarıyla oynayarak sağlarsınız.
4) Tütsü kullanılabilir ancak, metal bir kap içine koyulmuş toz Türk kahvesi de iyi iş yapıyor, tavsiye ederim.
5) Mümkünse tepe flaşı, yoksa dahili flaşı kullanabilirsiniz.
6) 18-55, 17-50 ya da 50 mm gibi bir lens.

Önce arka fonu hazırlıyoruz. Siyah fonun kap içindeki kahveden az uzakta olmasında yarar var. Ortamı karartıyor, ışık kaynaklarımızı açıyoruz. Sahneye şöyle bir bakalım ki, arka planda yansımayı en az seviyede tutmak için gerekli açıları ışıklarımıza verebilelim. Sonuçta makine, görülen neyse onu çekecektir. Makinemizi "M" moduna alıyoruz. Bize esas lazım olan şey düşük enstantane değeri. O yüzden enstantane değerini en az 1/125 olacak şekilde ayarlıyoruz. Diyafram değerimiz sayıca çok düşük olmamalı. Çünkü duman sürekli hareket halinde olacak. Bu da net alan derinliği problemi oluşturur ki, netlemeyi yapıp çekene kadar az geriye yönelen duman deklanşöre bastığımızda flu çıkabilir. İşte bu sorunu ortadan kaldırmak için diyaframı sayısal olarak yüksek bir değere getiriyoruz. f/8, f/11 iş görecektir...  Aslında f/2.8 de de çekilebiliyor; ancak çok güzel kareler çoğu kez çöp olabiliyor.

Şimdi kahveyi çakmakla yakalım. Duman yükselmeye başladıktan sonra mevcut ayarlar ile bir çekim yapıyoruz. Sonuç ışık kaynaklarının kuvvetine bağlı. Eğer aşırı pozlama yani aşırı parlaklık oluşursa enstantane değeri ve diyafram değerini az yükseltebiliriz. (Mesela diyaframı f/11 den  f/14'e, enstantaneyi 1/125'ten 1/250'ye almak gibi)
Eğer sonuç çok az pozlanmış ise eğer, yani karanlık ise, o zaman diyaframın sayısal değerini biraz düşüreceğiz, yine olmazsa eğer flaşa müracaat edeceğiz.
Flaşı açıyoruz, enstantaneyi 1/200, 1/250 artık makinemiz neye müsade ediyorsa getiriyoruz. Yakın plandan çekim yapılacağı için flaş ışığı yetecektir. Diyaframı yine bir kaç kare çekerek ayarlıyoruz. Zaten doğru pozlamayı bulduktan sonra insan ister istemez epey bir fotoğraf çekiyor.
Bütün fotoğrafları çektikten sonra, bilgisayara atıp PS gibi programlar vasıtasıyla renklendirme yapıyor, göze ilginç gelen yerleri keserek duman fotoğrafımızı elde ediyoruz.

Örnek Sonuç:






24 Nisan 2013 Çarşamba

Hangi DSLR Fotoğraf Makinesini Tercih Etmeli

Ülkemizde günümüzde dört ana marka DSLR konusunda sağlam bir pazara sahip. Genç kuşağın fotoğrafa olan merakının fazla olması, bu firmaların sürekli model güncellemesine, dolayısı ile de mağazalarda tren vagonu gibi art arda dizilmiş DSLR tipi fotoğraf makineleri görmemize neden olmaktadır. Bu makinelerin fiyatları ise standart bir kit lens ile düşünürsek 1000 TL den başlayıp 10000 TL ve üzerine kadar çıkabiliyorlar. Peki bu kadar fiyat farkının sebebi nedir?
DSLR dünyasında fiyatı belirleyen ilk unsur olarak makinelerde bulunan sensör / algılayıcı farklılığını gösterebiliriz. Bilindiği gibi DSLR makineleri de kendi aralarında "FULL FRAME" ve "CROP SENSÖR" olarak iki ana gruba ayırıyoruz. Full frame, yani tam kare, dediğimiz makineler crop sensör (APS-C) gövdelere göre nispeten daha pahalı makinelerdir. Full frame gövdeler, her zaman için daha kaliteli görüntü verirler. Full frame sensörlerde çarpan etkisi yoktur, dolayısı ile lens hangi mm değerindeyse o mm'nin gerçek görüntüsünü alırsınız. Canon'un crop sensörlerinde 1,6; Nikon'un crop sensörlerinde 1,5 crop çarpanı vardır. Bu şu demek oluyor:
Eğer siz 50mm'de Canon'un crop sensörü ile bir çekim yaparsanız 50x1,6=80 mm ile çekilmiş gibi bir görüntü elde edeceksiniz. Zaten bu değere 35mm film eşdeğeri diyorlar. Siz aynı 50mm odak uzaklığı ile aynı objeyi "FULL FRAME" bir sensörle çekerseniz gerçek tam anlamıyla 50mm ile çekilmiş bir fotoğraf alırsınız.
Alttaki örnekte sol taraftaki fotoğraf 50MM ve Full frame bir sensörle; sağ taraftaki fotoğraf ise yine 50MM fakat crop sensörle çekilmiş. Sanırım bu örnekle sensör boyunun fotoğrafa en önemli etkisinin ne olduğunu güzel bir şekilde anlatabilmişimdir.

50mm'de full frame ve crop farkı




Aşağıdaki resimde Full frame ve Aps-c (crop) sensör arasındaki ebat fark daha net olarak görülebilmekte.


Aps-c ve Full Frame
 Full frame gövdelerin Aps-c (crop) gövdelere göre elbette çok büyük artıları var. Daha iyi bokeh (bulanıklaştırma) etkisi, daha yüksek ISO başarısı, daha yüksek fotoğraf kalitesi gibi pek çok üstünlük full frame (tam kare) sensöre aittir.

Peki gelelim hangi makinede hangi sensör kullanılır, hangi modeller "Full Frame", hangi modeller crop sensör.

Nikon grubunda,
D600, D700, D800
Modelleri Nikon'un başlıca Full frame modelleridir.

Canon grubunda ise
5D, 5D MarkII, 5D MarkIII başlıca Full frame modellerdir.

Nikon D3100, D3200, D5000, D5100, D5200, D7000, D7100, D80, D90 ise Nikon'un CROP gövdeleridirler.
Canon 400D, 450D, 500D, 550D, 600D, 650D, 20D, 30D, 40D, 50D, 60D, 7D makineler Canon'un CROP gövdeleridirler.

Full frame gövdeler uzmanlaşmış kullanıcılara hitap ettiği için yeni başlayanlar için tavsiye de edilmez, tercih de... O yüzden yazının devamında artık Crop gövdeler üzerinden devam edeceğim.

Peki hangi fotoğraf makinesi tavsiye edilir?

Yazımın başında dört ana markadan bahsettim. Bunlar Canon, Nikon, Pentax ve Sony idi. Bu dört marka içinde ülkemizde en çok tutulanlar Nikon ve Canondur. Aslında ne Pentax ne de Sony kötü markalardır; fakat dünden bugüne bu pazarın iki dev firması Canon ve Nikon olmuşlar. O sebepten dolayı yeni başlayacak kullanıcılar genelde şu yanlış soruyu sorarlar:

- Canon mu mantıklı, Nikon mu?
Aslında bu soru hem yanlış, hem cevapsız, hem de eksik bir sorudur. Yanlıştır; çünkü ne Canon Nikon'u, ne de Nikon Canon'u aratır. İkisinin de kendilerince göre artı ve eksileri vardır. Mesela, Canon makinelerde AF, yani otomatik odaklama yapan motor sorunu yaşamazsınız. Eski, yeni her canon lensi sorunsuzca kullanabilirsiniz. Bu da size yarın eski model bir lensi ucuza alıp taktığınızda AF motorunun kullanımı konusunda avantaj sağlayacaktır. Nikon'da ise eski model lensleri yeni makinelere taktığınız zaman AF'yi çalıştıramaz, dolayısı ile siz de Manuel Netleme kullanmak zorunda kalırsınız. Tabi güncel lenslerin hepsinde AF motoru bulunduruyor Nikon; fakat biraz maliyetli olabilmekte. Öbür yandan, sensör büyüdükçe imaj kalitesi de artar demiştik. İşte Nikon ve Canon kıyasına girerseniz Nikon sensörünün Canon'a göre daha büyük olduğunu görürsünüz. Canonlarda crop faktör 1,6 iken Nikonlarda 1,5 dir; bu da Nikon sensörünün daha büyük olduğu anlamına gelir. İşte bu yüzden "CANON MU, NİKON MU MANTIKLI" sorusu yanlıştır bence. 

İkinci olarak bu soru cevapsızdır demiştim. Cevapsızdır; çünkü hangisini almanın mantıklı olduğunu ancak siz bilirsiniz. Bir DSLR alıyorsanız buna (hemen değilse bile bir müddet sonra) mutlaka değişik lensler alacaksınız. Lens dediğiniz ekmek alır gibi alınmıyor, bunun belli bir maliyeti var. 800, 900, 1000, 1500, 2000 TL'lik lensler almak isteyeceksiniz. Yeri gelecek iki lens arasında kalacak ve deneme fırsatı bulmanız gerekecek. İşte bu noktada çevreniz devreye girer. Üç tane dostunuzda Canon makineler var iken siz gider Nikon alırsanız bu fırsatı kaçırabilirsiniz mesela. İşte bu yüzden de bu soru cevapsızdır, cevabı sizdedir. Hangisi içinize sinerse odur.

Bu soru aynı zamanda eksiktir; çünkü sadece Canon ve Nikon üretmiyor bu DSLR makineleri. Pentax ve Sony de var bu pazarda. Mesela, siz Canon 60D gibi bir makineyle saniyede 5,6 kare fotoğraf çekerken yanınızdaki Sony'cinin 10 kareyi 1 saniyede çektiğine şahit olabilirsiniz. İşiniz "Anı Yakalamak" olacaksa niye düşünmeyeceksiniz? Ya da video çekimi ile ilgileniyorsanız gün gelip Sony haricindeki makineler sizi tatmin etmemeye başlayabilir. İşte bu sebepten dolayı da, Canon mu Nikon mu sorusu eksik bir soru olur.

Hangi Segment Bana Uygun? 
Yine de yazımıza dünya pazarına kök salmış iki dev olan Canon ve Nikon üzerinden devam edecek olursak, bu markaların da ürünlerini kendi aralarında segmentlere ayırdıklarını görürüz.
Kısaca Canonlar için 1000D ve 1100D modelleri en alt giriş seviyesi modelleridirler. 1100D, 1000D'ye göre çok daha gelişmiştir. Fakat ergonomik açıdan ve gövde malzemesi bakımından düşük seviye bir makinedir. 12mp lik algılayıcıya sahiptir.
Canon 450D,500D,550D,600D,650D ise aralarında bazı işlevsel ek menü ve işlemci farkı haricinde fark bulundurmayan giriş seviyesi makinelerdir. Bu makinelerde 600D ile döner ekran kullanılmış, 650D ile de Digic 5 işlemciye geçilip dokunmatik ekran ve video oto focus özelliğe geçilmiştir. Bu makinelerin hepsini deneme imkanı buldum; hepsi de benzer imaj kalitesi (hatta aynı) sunuyor. Herbiri, standart bir kullanıcıya yetecek makinelerdir.
Canon 20D,30D,...60D ye ise girişin orta segmenti deniyor. Genel olarak enstantane hızları 1/8000'e kadar düşebilmekte. (üsttekiler 1/4000) Bu makinelerin daha üst sınıf birer makine oldukları konusu tartışmalı olsa da, gövdede kullanılan malzeme farkı ve ergonomi bile yetiyor bu sınıflandırmanın geçerli olmasını sağlamaya. Bunlar da crop sensör olduğu için imaj kalitesi hemen hemen aynı olacaktır...
Canon 7D, Canon'un crop makinelerinin en üst sınıfını temsil ediyor. Bu makinede crop bir gövdeye sahip olmasına karşın, hem ergonomik açıdan hem kullanılan malzeme farkından hem de yüksek çekim hızı gibi özellikler bakımından diğerlerinden de bir adım öndedir.

Nikonlar için,
D3100 giriş seviyesi bir makine olup en alt kademede. Onu D3200 takip ediyor.
D5000 giriş seviyesi olup 3XXX sınıfının bir üstüdür. D5000'den sonra D5100 çıktı ki, güzel bir gövdedir. Şu anda bu sınıfta en yeni model olan D5200 24mp lik sensör, 39 AF noktası ile bu sınıftaki tek makine.
D7000 ve D7100 ise 5XXX sınıfın bir üstü olarak biliniyor. Aynı Canon'daki gibi bazı farklılıklar da mevcut olup, fotoğrafta herşeyin başı olan SENSÖRLER HEPSİNDE CROP'tur.

Tüm bu anlatınları aslında tek cümleyle özetleyebiliriz: 
Markalar arası crop sensörlü gövdelerde fiyat farkları model ve ekstra özelliklerden kaynaklı olup iyi bir lens ile hepsinden kaliteli sonuçlar alabilirsiniz.
Marka seçimine gelince, bu tamamen size kalmış bir şeydir. Çevrenizde kolayca deneyip görebileceğiniz markalara yönelebilirsiniz.
Bir de üstüne basa basa söylemek istediğim bir şey var: Makine gövdesinden ziyade lense yatırım yapmak her zaman daha karlı sonuçlar getirecektir. Örnek olarak, Canon 550D'ye takılı bir 50mm f/1.8 lensle yapılan portre çekimi, Canon 60D'ye takılı 18-55 kit lens ile yapılan portre çekiminden çok daha kaliteli olacaktır. Mantıklı yatırımlar, güzel sonuçlar getirir.

18 Nisan 2013 Perşembe

Fotoğraf Makinesi Seçimi

Fotoğrafçılık dijital ortamda yer edinmeye başladı başlayalı özellikle başta genç kesim olmak üzere insanlarda fotoğrafçılığa karşı ilgi artar hale geldi. Bu da üretici firmaların her segmentte daha bol çeşit ürün arzetmeye başlamalarına sebebiyet verdi. Canon, Nikon ve Sony gibi firmalar her kesime hitap eden ürünlerini her yıl en az birer ürün ekleyerek çeşitlendirmekte. Durum böyle olunca da tüketici olarak bizlere ürün seçimi konusunda bir sürü alternatif sunmaktalar. Ancak bu çeşitlilik kullanıcıların leyhine bir gelişme gibi görünse de bazen insanların yanlış seçim yapmasına sebep olabiliyor.
Bir de işin çevre faktörü var. Özellikle ortaöğretim ve lise çağındaki gençlerin, arkadaşlarında veya yakın akrabalarında gözlemledikleri fotoğraf hobisine karşı bir özenti beslemeleri, onlar gibi bu işe heves etmeleri; fakat nereden ve nasıl başlamaları gerektiği konusunda doğru bir fikir edinmemiş olmaları, bazen bu gençlerin hem kullanım amacına uygun olmayan bir makine seçmelerine hem de ailelerini gereksiz yere zor durumda bırakmalarına neden olmakta. Zira fotoğrafçılık, hobi olarak bile yapılıyor olsa, hem teknik bilgi hem hayal gücü hem de maddi imkan gerektiren bir iştir. Şahsım adına konuşacak olursam, 1700-3500 TL arasındaki makineler için ailelerini ikna etmeye çalışan 14-15 yaşlarındaki gençlerin ve "olsa da alsak" diyemedikleri için ezile büzüle, kırk dereden kırk su getirerek çeşitli bahaneleri öne süren ebeveynlerin varlıklarına büyük alışveriş merkezlerine her girişimde şahit olmaktayım. Zaten teknik bakımdan o derece gelişmiş makineleri o yaştaki gençlere sunmak (GENELLİKLE) hem maddi israf hem de o gencin fotoğrafa olan merakının yok olmasıyla sonuçlanacaktır. Çünkü kullanamayacak, kullanamayınca da soğuyacaktır.
Peki büyüklerde durum farklı mı? Aslında büyüklerde de benzer bir durum sözkonusu. Tek fark: Belki sizin elinizde kendi paranız var, kimseden medet ummuyorsunuz. Ama şu unutulmamalıdır ki, bir fotoğraf makinesi alıyorsanız kendinize soracağınız ilk soru: Ben bunu hangi amaçla alıyorum ve ne çekeceğim? sorusu olmak zorundadır. Zira amacınız dışındaki bir makineye para sayıyorsanız, bilin ki paranızı çöpe atmış oluyorsunuz.

Peki hangi amaca göre hangi tür makineyi kullanmalıyım?

Günümüzde genel kullanıcı tarafından üç tür fotoğraf makinesi kullanılmaktadır. COMPACT denilen küçük makineler, DSLR-like (Melez, Yarı DSLR gibi adlarla da anılırlar) türü makineler ve D-SLR (Digital Single Lens Reflex) diye adlandırılan amator ve profesyonel anlamdaki kullanıcılara hitap eden makineler bu üçlüyü oluşturan çeşitlerdir. Şimdi bu üç türü kullanım alanlarına göre tek tek açıklayalım:

COMPACT FOTOĞRAF MAKİNESİ: 
Compact

Compact makineler diğer tür makinelerin içinde en küçük yapılı olan, taşınması kolay olan, üzerinde kullanıcıyı yönlendiren çeşitli modlar bulunduran (Portre, Manzara, Close- up / Yakın çekim, vs..) kullanımı kolay, fiyat üst sınırı çok pahalı olmayan fotoğraf makineleridir. Bu makinelerle genelde hatıra, piknik, aile fotoğrafları gibi fotoğraflar çekilir. Aynı zamanda sigortacılık / ekspertizlik yapanlar da taşıma ve kullanım kolaylığı sebebiyle genelde bu tip makineleri tercih ederler.
Compact / Kompakt makineler hem kendi boylarının küçük olmasından hem gayet minik bir algılayıcıya sahip olmalarından hem de lens ekipmanının sabit (değişemez) olmasından dolayı profesyonel anlamda fotoğraf kalitesi sunmazlar.
Yeni nesil makinelerde kompakt makine bile olsa "M" yani manuel ve AV, TV gibi modları görebiliyoruz. Bu modları kullanmayı bilen kullanıcı uzun pozlama, HDR gibi fotoğrafları yine çekebilir; fakat yukarda belirtilen sebeplerden dolayı PROFESYONEL KALİTE sunmazlar.

DSLR-Like TÜRÜ MAKİNELER:
DSLR-like

Bu sınıftaki makineler aslında COMPACT makinelerdir diyebiliriz. Fakat üreticiler zamanla doğan talepten dolayı böyle bir sınıfa girmek ihtiyacını hissetmişler. Bu makineler görünüş itibarıyla compact makinelerden çok daha büyüktürler. Tıpkı bir DSLR boyuna yaklaşan gövdeleri, çeşitli ayar kadranlarının bulunması, AV, TV, M gibi modları daha rahat kullanım avantajı sağlaması (Küçük kompaktlara göre), genelinde makro çekimlerde tatminkar sonuçlar elde edilmesi gibi avantajları göz önüne alındığında küçük kompaktlara göre gerçekten gelişmiş makinelerdir. Bu tip makinelerin zoom kabiliyetleri çok yüksektir. Önlerindeki lens dürbün gibi çalışmakta. Eğer çok fazla zoom ihtiyacınız var ve bütçeniz çok çok iyi değilse DSLR-like türü bir makineyi tercih edebilirsiniz. Zira normal bir DSLR makinede (35mm karşılığı) 840, 900, 1000 gibi mm değerlerinde fotoğraf çekmenizi sağlayacak lensler size bir servete mal olacaktır. Fakat DSLR-like türü makinelerin sensörlerinin ufak olması, crop factor değerinin yüksek olmasına ve dolayısı ile zoom miktarının yani yakınlaşmanın yüksek olmasına sebep olur. Tabi bu yakınlaşma DSLR makinelere kıyasla görüntü kalitesini düşürecektir.
DSLR-like türü makineler sabit lensli makinelerdir, objektifin değiştirilmesi söz konusu olamaz. Zoom ve netleme bazı markalarda elektronik motor sayesinde yapılırken, bazı markalarda zoom manuel ve netleme hem manuel hem de elektronik olarak (AF) kullanılır. Yeni ürünlerde RAW çekim yapan DSLR-like makinelere de rastlanmakta. RAW, pro kullanıcıların vazgeçilmezidir. Fakat hem sensörünün küçük olması, hem genelde sabit diyafram değerli lens kullanılmaması, eğer ki fotoğraf işinde ilerlemeyi düşünüyorsanız size kısa zaman sonra yetersiz kalmasına sebep olacaktır.

Flickr'dan örnek DSLR-like fotoğrafları görmek için TIKLAYIN

D-SLR MAKİNELER:

DSLR

DSLR makinelerde durum diğerlerinden çok farklıdır. DSLR'lar hem kompakt hem de DSLR-like türü makinelere göre çok daha masraflıdırlar; fakat yine onlara göre görüntü kalitesi çok daha iyidir. En kötü DSLR, en iyi DSLR-like makineden daha kaliteli sonuç verirse şaşmayın. (Hatırı sayılır bir lens ile)
Sony haricinde ayna sistemi kullanılır. Sony ise yarı geçirgen ayna olarak adlandırılan bir sistem kullanıp vizörü elektronik yapmayı tercih etmiştir. Bunun da kendisine göre artı ve eksileri var; fakat burada amacım marka model tavsiyesi olmadığı için genel olarak DSLR özelliklerinden ve kimlere uygun olduklarından bahsedeceğim.
Öncelikle şunu unutmamak gerekir:
DSLR makineler, fotoğrafa merak duyan, kendini bu yolda geliştirmek isteyen kullanıcılara hitap ederler. (Aile fotoğrafı, piknik fotoğrafı çekecekseniz kompakt tercih edebilirsiniz)
DSLR makinelerde objektif seçimi gövdeden bile daha önemlidir. Giriş ve orta segmentteki makinelerin hemen hemen hepsinde aynı ebatta sensör kullanılıyor olması aynı lens ile hepsinde aynı  (ya da çok yakın) görüntü kalitesi almanıza sebep olur. Bu gövdeler arasındaki (aynı marka) fiyat farklılıkları ekstra menülerin bulunması, dokunmatiklik, döner lcd bulunması, dahili hdr modu gibi modların bulunması ve çıkış yılından kaynaklı olmakta. Yani siz Canon 600D, Canon 650D, Canon 7D, Canon 60D ile aynı lensi kullanarak fotoğraf çekerseniz hepsinden aynı (ya da çok yakın) kalitede fotoğraf alırsınız.
DSLR makinelerde her lens / Objektif ile her işi yapamazsınız. Makro fotoğraf istiyorsanız macro lens almak durumunda kalabilirsiniz. (Bir böceğin gözünü çekecek kadar makrodan bahsediyorum)
Çok geniş açı çekimler için başka, portre için başka lens kullanmak zorundasınız.
Bir DSLR aldığınızda size yanında 18-55 ya da 18-105 gibi kit bir lens verilebilir; fakat unutmayın ki sadece bu lensler ile o makineden gerçek anlamda verim almanız mümkün değildir.
Kısacası bir DSLR kullanıcısı olmak istiyorsanız bütün bu emek ve maliyete katlanmanız gerekir. Değilse lütfen paranızı boşa harcamayınız ve ailenizin maddi durumunu da zora sokmayınız. Yeni başlamak arzusunda olan her kullanıcı için bir DSLR-like türü makine bile uzun süre yeterli gelebilir.